Bir ‘Aşk’ Yazısı…

Bir ‘AŞK’ Yazısı…

Hiçbir duygunuzu ertelemeden yaşayın, yaşayacağınız hiçbir şeyi sonraya bırakmadan…
’Sonra’ diye bir şeyin olmadığını bilin, hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek, sizin işiniz olmasın…

                                                               ***
Aşk zamana meydan okur ama, siz karşı koyamazsınız ona. Orada durup, öylece
bekleyemezsiniz geleceği. Bir adım atmalısınız, bir el uzatmalısınız aşka doğru.
Aşkın anahtarı cesaret değil mi? cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı
yaşamak, bir sevdayı büyütmek için? kaç gece yalnız geçti hesaplasanıza? kaç gece, bir sonraki günü düşünerek geçti? neler yapabilirdiniz, neler yaşayabilirdiniz, düşünsenize…

                                                               ***

Her sabahı birlikte karşılayabilir, mahmur gözlerini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdiniz, gözünü açar açmaz ilk gördüğü şey siz olabilirdiniz ve o, sizin yüzünüzde mutluluğu görürdü..!

Yaşadığınız  kentin her yerinde, herkesin içinde el ele dolaşabilirdiniz, girmediğiniz
sokak kalmazdı, bir şarkıyı sözlerini bilmeseniz bile, bağıra çağıra söyleyebilirdiniz,
sonra bir filme gider, bir kitap okur, denize bakar, bir martının bir lokma
simit kapabilmek için, vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdiniz, paylaştığınız her an, beyninize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdiniz birbirinizi delicesine, bir saati yalnız geçirseniz, bir sonraki saati, iki saatlik yaşardınız, yaşayamadığınız o bir saatin acısını çıkarmak için…

                                                               ***
Peki siz ne yaptınız? aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip, ona sadece uzaktan
bakmakla yetindiniz…her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirinizi yeniden keşfetmek varken,  bu yolda birer kaşif olmak varken, sürgünleri yaşamaya mahkum ettiniz birbirinizi… 
Bu sürgünlüğe, son vermenin zamanı gelmedi mi artık? ona huzur vaat etmeyin,
aşkta huzur arayan yanılır…ama tutkun olun, en koyu, en deli sevdanın sözcüsü olun, onlar adına konuşun,  yarını olmayan zamanlarda, hiçbir şeyi düşünmeden erimek adına konuşun…

                                                              ***
Gözlerinin içine bakıp ‘seni seviyorum’ deyin, ‘aşkın akışına  kapılıp, hiçbir kaygı duymadan, gidebildiğimiz yere kadar gitmek istiyorum’ deyin, ‘kokunu  içime çekmek, teninin sıcaklığıyla irkilmek istiyorum’ deyin, ‘yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum’ deyin, ‘seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil,ŞİMDİ…’ deyin…

Hadi, ne duruyorsunuz hala?..!

                                                              ***

Bir ‘Peri Masalı’…

Herkesi ve kendisini seven, hiç kimsesi olmayan bir yetim kız,kendini çok üzgün ve yalnız hissettiği bir gün, çayırda yürürken, bir çalıya küçük bir kelebeğin takıldığını görür.Kendini kurtarmak için çabaladıkça, dikenler onun narin bedenini daha çok
hırpalamaktadır. Küçük yetim kız, dikkatle kelebeği kurtarır.Kelebek uçup gitmek yerine, güzel bir periye dönüşür. Kız gözlerine inanamaz…
Peri, kıza, “Senin eşsiz iyi kalpli davranışın için, sana bir dilek dileme hakkı veriyorum.”der.
Kız bir an düşünür, sonra “Mutlu olmak istiyorum” der.
Peri “Peki” der, ona doğru eğilir ve kulağına bir şeyler fısıldar. Sonra da ortadan kaybolur…

                                                               ***
Kız yaşadığı sürece, ondan daha mutlu kimse yoktur. Herkes ona mutluluğunun
sırrını sorar. O ise gülümser ve “Sırrım, küçük bir kızken iyi kalpli bir periyi dinlemiş olmamdır.”der.
Yaşlanıp, ölüm döşeğine düştüğünde, komşuları etrafına toplanırlar. Sırrının da onunla birlikte, yitip gitmesinden korkmaktadırlar. “Lütfen bize söyle” diye yalvarırlar. “İyi peri sana ne dedi?”
Sevimli yaşlı kadın gülümser ve “Bana şöyle söyledi” der; “ne kadar güvende, ne kadar yaşlı ya da genç, ne kadar zengin ya da fakir olursa olsun, herkesin sana ihtiyacı var”

                                                               ***

Unutmayın;

Herkesin size ihtiyacı var..!

                                                               ***

‘Mutluluk’ Tanımı…

Düne bakarken,derinlere dalmıyorsa gözleriniz,

Bugünü düşünürken, hayretle kalkmıyorsa kaşlarınız,

Ve yarını beklerken, şüpheyle bükülmüyorsa dudaklarınız,

Mutlusunuz demektir…

Hala kıpır kıpırsa yüreğiniz,

Gülüşünüzü yansıtabiliyorsa gözleriniz,

Ve en önemlisi; siz olmaktan yoksa şikayetiniz,

Mutlusunuz demektir..!

Ne dersiniz?

                                                               ***

Haftanın Sözü:

Yiğit; harpte,

Dost; dertte,

Olgun adam; hiddette belli olur..!

Türklere Özgü Hastalıklar:

Hesap öderken,

Arkasını dönüp,

Gizli gizli para sayma hastalığı..!

Geleneksel yalanlar:

O tek kaldı,

Başka yok..!

Bir Cevap Yazın