Gelecek Kaygısı

Bugün ki konumuz; Özellikle ülkemizde 16-20 yaş gençlerinde içinde bulunduğu ve benimde bu durumdan muzdarip olduğum, GELECEK KAYGISI.
Önce gelecek kaygısını nelerin tetiklediğini sıraladıktan sonra bu maddeleri tek tek inceleyeceğim.

  • – Ülke ekonomisinin yetersizliği-
  • – Plansız ve programsız şekilde açılan üniversiteler-
  • – Yanlış müfredat, eksik eğitim-
  • – Genelde üniversite kırsalında görülen, doçent olmanın egosuna yenik düşmüş ve öğrencilere türlü fantezilerini uygulayan öğretim görevlileri
  • – Ülke genelinde ki işsizlik durumu
  • – Tek diploma yetersizliği

Genel olarak 5 farklı maddenin etkili olduğu bu durumdan kurtulmak için ortaokuldan-üniversiteye kadar olan zamanda, öğrenciler türlü sınavlara sokulup stresten strese giriyor.Başarısız olduğunda ortaya çıkan faktörler ise üzerinde ekstra baskı oluşturuyor. Yaşadım yani oradan biliyorum. 🙂


1- Ülke Ekonomisinin Yetersizliği

“Ülke ekonomisinin gelecek kaygısıyla ne bağlantısı var ?” diyebilirsiniz. Şöyle ki;Ders kitapları olsun, çeşit çeşit sınavlara hazırlamayı vaad eden kurslar olsun, meslek eğitimi veren (Devletin kursları hariç) kurslar olsun; Fiyatları oldukça tuzlu.Ortalama bir ücretle geçinen bir ailenin çocuğu bu imkanları oldukça kısıtlı kullanabiliyor. Hadi bu imkanları kullandılar ve şehirdışı / sehiriçi bir üniversiteye yerleşme imkanı buldular diyelim; Devletin verdiği KYK ücreti ile geçinebilecekler mi ? Öğretim görevlilerin istediği kitapları, tezleri alabilecekler mi ? Hadi geçindiler ve kitaplarıda aldılar diyelim (İmkansız ama biz genede diyelim) bu öğrencinin sosyal yaşamı, sosyal faaliyeti olmayacak mı ? Sanırım olmayacak. Günümüz koşullarında öğrenci kendi imkanlarını, kendisi yaratacak.Bir cafede, bir mağazada en güzel günlerini heba edecek.

2- Plansız ve Programsız Şekilde Açılan Üniversiteler

Üniversitelerin açılması kötü mü ? Evet maalesef kötü. Güncel olarak YÖK’ün paylaştığı bilgilere göre Türkiye’de tam 206 tane üniversite var. Ve ortalama olarak bu üniversitelere her yıl 7.300.000 öğrenci giriş yapıyor. Lisans eğitimi alan kişi sayısı sıralamasında Avrupa’da 2. sıradayız. Üniversite kazanmak günümüzde çok basitleştirilmişken, her yıl verilen 7 milyon mezundan çok azı istihdam edilebiliyor. Az sayıda üniversite bulunan bir yerde o üniversitenin akademisyenleri daha kaliteli olacakken öğrencileri de kaliteli olacaktır. Ama çok üniversite, bu üniversitelerin içine “öylesine” yerleştirilmiş akademisyenler, ve idealleri olmayan bir ton öğrenciyle doldurulmuş durumda.

3- Yanlış Müfredat, Eksik Eğitim

Türk eğitim sisteminde yadsınamaz bir gerçek varsa ki oda müfredatın yetersiz ve eksik olmasıdır. O çok övülen ve sıkça dile getirilen “Finlandiya Eğitim Sistemi”nde öğrenci, kendi ilgi ve ihtiyaçlarına göre dersleri seçiyor. Okullarda ilgi duyduğu mesleğin derslerini daha küçükken almaya başlıyorlar. Türk eğitim sisteminde ise çocukların ilgi duyduğu alanlara bakılmaksızın sürekli aynı dersler gösteriliyor. Kimisi müzik dersini sever, kimisi edebiyatı, kimisi matematiği. İlgili olduğu alanlar ile ilgili derslerin verilmesi belkide öğrenciği okula bağlayan en büyük etkendir. Ama bizim ülkemiz de öğrenciler, okullara resmen ağlayarak gidiyor.

4- Akademisyen Egosu

İşini gerçekten özveriyle yapan akademisyenlerimizi bu gruptan uzak tutarak söylemeliyim ki; Tüm eğitim dönemi boyunca slayt açıp türlü türlü notları, hiç bir yorum katmadan öğrencilere sunmak akademisyenlik değildir. Öğrencilere sunulması gereken bilimsel makaleler, meslek alanı ile ilgili verilen teorik bilgilerin fazlalığı ve öğrenci psikolojisinden anlamak gerçek akademisyenliğin sayılı kurallarındandır. Tüm dönem boyunca anlatılan yüzlerce sayfalı slaytlardan sadece 1 soru sorup geçmek ve “Ben zor bir hocayım” profili çizmek maalesef sizi iyi bir akademisyen yapmadığı gibi, öğrencilerin sizden nefret etmesine hatta daha kötüsü okuduğu bölümden soğumasına neden olacaktır.

5- Ülke Genelindeki İşsizlik – Tek Diploma Yetersizliği

Üniversitelerin çoğalması ve ülke ekonomisiyle bağlantılı olan bir konu var ki oda; İşsizlik ve tek diplomanın yetersizliğidir. Eğer hukuk veya sağlık alanında ki bölümlerden birini okumuyorsanız tek diplomayla mezun olmanız işinizi zorlaştıracaktır. Eğer ikinci bir üniversite hedefiniz yoksa, alacağınız diplomanın yanına ekstradan sertifikalar edinmek, seminerlere katılmak ve iş deneyimi elde etmeniz gerekecektir. Maalesef artık tek diploma iş yapmıyor. Çünkü dershane açar gibi açılan özel üniversiteler ve her şehire ikişer-üçer tane yapılan devlet üniversiteleri sağolsun; Üniversite kazanmayı ve okumayı aşırı kolay hale getirdi. İşverenler durumun farkına vardığında haklı olarak okuldan bir şey öğrenemeyen boş mezunları çalıştırmak yerine, sürekli kendini geliştiren, tek diplomayla yetinmeyen azimli ve çalışkan öğrencileri işe almaya başladılar. İş burada hem öğrencinin kendini geliştirmesinde, hemde akademik eğitim imkanlarını bir hayli kolaylaştıran ve önüne geçeni “Üniversite mezunu” yapan eğitim sisteminde bitiyor.

Bir Cevap Yazın