Hayır Bu Fıkra Değil..!

’’Amerikan Adlî Tip Derneği’’ nin, 1994’te San Diego’da tertiplenen ödül yemeğinde, dernek başkanı Don Harper Mills, aktardığı acayip bir ölüm olayındaki adlî komplikasyonlarla, dinleyicilerini şaşkına çevirmişti.
Kaderin adaletine dair ince bir nükte taşıyan bu yaşanmış öykü,  sanırız  sizleri de hayrete sevk edecektir.

***


23 Mart 1994’te, Ronald Opus‘ un cesedini inceleyen adlî tabip,  onun kafasından yediği bir kurşunla öldüğü sonucuna vardı.
Merhum , on katlı bir binanın tepesinden, intihar niyetiyle aşağıya atlamıştı.
Umutsuzluğunu, geride bıraktığı bir notta açıklıyordu. Ancak, dokuzuncu katın önünden geçerken, pencereden gelen bir kurşun başına isabet etmiş, hayatı bu kurşunla sona ermişti.

***


Apartmanın sekizinci kat penceresi düzeyinde, cam silicileri korumak için konulmuş bir ağ vardı, ama bu ağın varlığını ne tetiği çeken ne de merhum biliyordu. Açıkçası, kurşun olmasaydı, Opus’un intihar girişimi başarılı olamayacak, zemine çakılmadan, sekizinci kattaki ağa takılıp kalacaktı. Bu durumu anlattıktan sonra, Dr.Mills,
Normal olarak, intihar etmeye karar veren biri, mekanizma tasarladığı gibi olmasa da, bunu eninde sonunda başarır” diye devam etti.
Opus’un dokuz kat aşağıda yere çakılmayıp da ,dokuzuncu kattan düşüyor olduğu anda, başına gelen kurşunla vurulmuş olması, muhtemelen, onun ölüm modunu, intihardan cinayete çevirmeyecekti.

Fakat, Opus’un intihar girişiminin başarılı olmayışı ,savcıyı elinde bir cinayet vak’ası olduğu düşüncesine itti.

***

Silahın patladığı dokuzuncu kattaki odada, yaşlı  bir adam ve karısı yaşıyordu.

Tartışıyorlardı ve adam kadını silahla tehdit ediyordu. Öyle sinirlenmişti ki, tetiği çekti; Fakat mermi kadını ıskalayarak, pencereden dışarı yöneldi ve Opus’a isabet  etti.
Bir insan (A) şahsını öldürmeye teşebbüs eder, fakat (B) şahsını öldürürse, o (B) şahsını öldürmekten suçlu sayılmalı idi. Savcının   ulaştığı  sonuç  buydu. Dolayısıyla, dokuzuncu kattaki yaşlı adam,  cinayetten suçlanmalıydı.

***

Bu suçlamayla karşı karşıya  kaldığında,  adam da, karısı da çok şaşırdılar. Çünkü, tetiği çekerken, adam da karisi da silahın  dolu olmadığından kesinlikle emindiler.                       

Yaşlı  adam  uzunca bir süreden  beri, boş silahla karısını korkutmayı alışkanlık haline getirmişti. Bunu karisi da bilir, o yüzden adamın tehdidine pek aldırmazdı. Kısacası, adamın karısını öldürme kasıtı yoktu; silahın dolu  olduğunu dahi  bilmiyordu.Böylece, Opus’un öldürülmesi bir kaza oluyordu; silah kazara doldurulmuştu.

***

Araştırmalara devam edilince, ölümcül kazadan yaklaşık altı hafta önce, yaşlı çiftin oğlunu, silahı doldururken gören bir tanık  ortaya çıktı. Anlaşıldığına göre, yaşlı kadın oğlundan mali desteğini  çekmişti ve babasının annesini silahla korkutma  eğilimini bilen oğul, annesini cezalandırma kasıtıyla, babasının annesini  vuracağını umarak,gizlice silahı doldurmuştu. Annesi ölecek, baba cinayetten suçlanacak, mallar oğula kalacaktı. Artık olay yaşlı çiftin oğlunun, Ronald Opus  cinayetinden sorumlu olduğu noktasına gelmişti.

***


Tam bu sırada savcının  karşısına yeni bir viraj çıktı.
Araştırmalara devam edilince, geçen altı hafta içinde, annesiyle  babasının silahla
tehdide varan bir tartışma yaşamamaları, dolayısıyla, annesinin ölümünü  bir türlü başaramayışı nedeniyle, oğlun umutsuzluğunun arttığı anlaşıldı. Bu onu, 23 Mart’ta on katli binanın  tepesinden atlayarak  intihar etmeye itmişti. Ancak, ölümü planladığı gibi olmamıştı;
Dokuzuncu katın önünden geçerken, babasının boş  zannettiği silahı tetiklemesiyle, annesine isabet etmeyip pencereye seken  kurşunun, kafasına isabet etmesi nedeniyle, Ronald Opus’un hayatı sona  ermişti.
Dosya intihar olarak kapatıldı…!

***

Mevlana’dan..!

İnsan yiğitlikte; Zaloğlu Rüstem bile olsa, Hamza’dan bile cesur olsa, yine de hükmetme hususunda, karısının esiridir. Görünüşte su, ateşten üstündür,fakat;İkisinin arasına bir tencere (sevgi) girdi mi, ateş o suyu kaynatır, buharlaştırır, yok eder. Görünüşte su, nasıl ateşten üstünse, sen de kadından  üstünsün,fakat;                                                 Hakikatte ona mağlupsun, onu istemektesin..!

***

Haftanın Sözü:

Basit bir insanın,

Elinden geleni yapmaya çalışması,

Zeki birinin tembelliğinden iyidir..!

Aklıma Takılanlar:

Neden her gördüğümüz haritada,

Türkiye’yi bulmaya çalışırız?

Dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardır?

Türklere Özgü Hastalıklar:

Sahilde mayosunu kabinde giymek yerine,

Arkadaşlarına havlu tutturarak giyme hastalığı..!

Geleneksel Yalanlar:

İşim bitsin,

Ben seni ararım..!

Bir Cevap Yazın